Yüzde yüz bağımsız yüzde yüz işçi sınıfı ve emekçi halklardan yana sanat anlayışı
Sanat Cephesi
Ana sayfa
Sanat Cephesi Arşivi
Kitaplarımız
Bağlantılar
İletişim

Etkinlik - Duyuru
Sanat Cephesi Çağrısı
Sanat Cephesi Çağrısı

Emeğin Ressamı
Avni Memedoğlu
Üçleme -Mektup-

F Tipi cezaevlerinde uygulanan tecrit birçok yönüyle incelenmeye değerdir. Ben bu yazımda daha çok sürekli açık tutulan ışıkların yol açtığı kimi sonuçlara dikkat çekmek istiyorum.

Her havalandırmada iki lamba bulunuyor ve bunlar “güvenlik” gerekçesiyle sabaha kadar açık tutuluyor.

Ayrıca cezaevi etrafına on civarında sekiz gözlü projektörler yerleştirilmiştir. Bu projektörler de sabaha kadar yanık durumda tutuluyor. Projektörlerin ışığı kimi hücrelere tam karşıdan vuruyor, kimilerine de belli açılardan…

Hücrelerin içine havalandırma lambaları ile projektörlerin ışığı vurduğundan ortalık gün gibi aydınlık oluyor. Böylece gece ile gündüz arasındaki fark ortadan kalkmış oluyor. Işıkların sürekli açık tutulması bizlerin ruhsal ve bedensel sağlığını ciddi anlamda olumsuz olarak etkiliyor. Uyku sorunları, gözlerde bozulmalar, stres vb. rahatsızlıklar  gibi birçok doğrudan ve dolaylı etkiden sözedilebilir.

İki arkadaşımla birlikte uzun süre kaldığım bir hücre tam projektörün karşısına düşüyordu. Projektörün ışığı gece boyunca yattığımız ikinci katın tamamını aydınlatıyordu. Sürekli aydınlık sağlığımızı bozuyor, sürekli uykusuzluğa, gerilime ve strese yol açıyordu. Bu şikayetlerimizi bir dilekçe ile Cezaevi Müdürlüğü’ne ileterek, hücreye korniş ve perde takılmasını talep ettik. Üç ay boyunca dilekçemize bir cevap verilmesini bekledik. Maalesef bir cevap alamadık.

Cezaevi Müdürlüğü’ne yazdığımız dilekçenin içeriğinden hareketle “Gecesiz” başlıklı şöyle bir şiircik yazmıştım o günlerde:

Katledilen o sağaltıcı geceleri geri istesek de bir cevap alamadık. Üç ay cevap bekleyip bir cevap alamayınca konuyu Ankara İnfaz Hakimliği’ne bildirdik. İdarenin cevap vermemesini şikayet edip, hücreye korniş ve perde takılması talebimizi yineledik.

İnfaz Hakimliği’ne yazdığımız dilekçeyi de özetleyip bir şiire dönüştürdüm. Sanat Cephesi-Sosyalist Gerçekçi Sanat Dergisi’nin 1.Sayısının 25.sayfasındaki yayınlanmış olan “Özlem” başlıklı şiir bu şiirdir.

GECESİZ

 

Yılın tamamı gündüz

katledilmiş gecelerimiz

biz ezaevindeyiz

Gecesiz renksizdir hayat

gecesiz soluk

gecesiz yaralı…

Geri istiyorum beyler

O sağaltıcı geceleri

O perdelenen yıldızları

 

 (Eylül 2008/Sincan F-2)

 

ÖZLEM

 

Sekiz başlı bir köpek (projektör)

hav hav eder

alev saçar sabaha dek

her gece

zalimce

…..

 

 (17.01.2009)

 

Daha önce yayınlandığı için bu şiirin sadece ilk bölümünü  aktardım.

Şiiri yayınlarken kısmen değiştirmişsiniz. İkinci sıradaki “hav hav eder” mısrasını tamamen yok edip, yerine ilk mısranın sonunda parantez içinde belirttiğim “projektör” sözcüğünü koymuşsunuz.

Projektör sadece ışığı ile bizleri rahatsız etmiyor. O hem ışığı, hem de sesi ile uykumuzu kaçırıyor. Projektör deyip de geçmeyin…  Bi dişleri var. Bi ısırıyor ki tahmin bile edemezsiniz. Sesin ve ışığın aynı zamanda birer köpek dişine dönüşerek, huzurumuza nasıl battığını bu dizelerle anlatmaya çalıştım. “Hav hav”larla sesin verdiği rahatsızlığı, “alev”le de ışığın yol açtığı huzursuzluğu yansıtmak istemiştim. Bu dizelerin birbirini tamamladığı ve bütünü ifade ettiği kanısındayım. Değiştirilmeden, olduğu gibi yayınlanmasını tercih ederdim.

İlle de bu bölümde bir şey çıkarmak gerekli idiyse, bu parantez içindeki “projektör” sözcüğü olmalıydı.

İnfaz Hakimliği “güvenlik” gerekçesiyle talebimizi reddederek “özlem”imizi kursağımızda bırakmak isteyince Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığı’na itirazda bulunduk.

Sonuçta bir şey değişmedi. Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesi de “Güvenlik”in bizlerin sağlık ve huzurundan daha öncelikli olduğuna hükmetti. Perde’nin cezaevinin yüksek güvenliğini tehdit edeceğini, bu nedenle de kesinlikle pencerelere perde takılmasına izin verilemeyeceğini öğrenmiş olduk bu sayede.

Son ret kararına cevaben bir şiir yazdım. Başlığını da “Öldü” koydum.

 

ÖLDÜ

 

Yok artık

o gözün gözü görmediği

zifiri karanlık

o katrani saflık

Yok artık

gecenin körü

o öldü

obezleştiğinden beri

elektirik provakatörü

 

 (06.03.2009/Sincan F-2)

 

“Gecesiz”, “Özlem” ve “Öldü” şiirleri katledilen sağaltıcı gecelere duyduğumuz özlemi anlatmaktadırlar. Aynı temayı işleyen, bu anlamda tek bir zincir  oluşturan üç halkayı oluşturmaktadırlar.

Öyküsü ile birlikte bu üçlemeyi sizlerle paylaşmak istedim.

Amacım, bu üçleme aracılığıyla F Tipi Tecrit’e biraz da olsa dikkat çekmekti.

Sağaltıcı  gecelerde buluşmak dileğiyle…

 

01 Aralık 2009

Sincan 2 Nolu F Tipi Cezaevi /Ankara

2006 - 2010 Sanat Cephesi
Yüzde yüz bağımsız yüzde yüz işçi sınıfı ve emekçi halklardan yana sanat anlayışı